Hızlı Kurye

· Araç Ekibi
Türkiye’de e‑ticaret ve hızlı teslimat (tez teslimat) hizmetleri son yıllarda büyük bir büyüme gösterdi. Yemek siparişi ve paket teslimat uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte kuryecilik sektörü de günlük hayatın önemli bir parçası hâline geldi.
Gençler, öğrenciler ve farklı yaş gruplarından insanlar bu işi geçim kaynağı olarak seçiyor, ekonomik koşullar ve esnek çalışma beklentisi kuryeliğe yönlendiriyor. Ancak bu “esneklik” çoğu zaman belirsiz çalışma koşulları ve risklerle birlikte geliyor.
Kuryecilikte Çalışma Modelleri: Platform Ekonomisinin Çıkmazı
Kuryecilikte çalışanlar genellikle gig ekonomisi denilen sisteme bağlı olarak görev alıyor. Trendyol Go, Yemeksepeti, Getir gibi büyük platformlar üzerinden çalışmak “kendi patronun olma” imkânı gibi sunulsa da pratikte:
Çoğu kurye bağlı olduğu şirketin çalışanı değil, bağımsız yüklenici gibi tanımlanıyor,
Sosyal güvenlik, fazla mesai, yıllık izin ve emeklilik hakları gibi temel işçi haklarından mahrum kalabiliyorlar.
2025’te yürürlüğe giren bir yönetmelik kurye işini tehlikeli iş olarak sınıflandırsa da, serbest çalışan (uygulama tabanlı) kuryeler bu düzenlemenin kapsamı dışında bırakıldı. Bu durum, tehlikeli iş statüsünün getirebileceği erken emeklilik gibi hakların geniş bir kitleye ulaşmasını engelliyor.
Çalışma Koşulları ve Basınç: Her Sipariş Bir Risk
Kurye olarak çalışanlar özellikle büyük şehirlerde yoğun trafik ve hız baskısı altında hizmet veriyorlar. Verimlilik algoritmaları çoğu zaman teslimat süresini kısaltmayı hedeflerken, kuryeler güvenlikten ödün vererek:
Hız limitlerini aşmak,
Trafik kurallarını ihlal etmek,
Yaya kaldırımlarını kullanmak gibi tehlikeli davranışlara zorlanabiliyorlar.
Uzmanlar ve sektör temsilcileri buna karşılık olarak teslimat zamanlarına “makul süre” sınırlaması getiren düzenlemeler üzerinde çalışıldığını belirtiyorlar, böylece kazaları ve trafik risklerini azaltmak amaçlanıyor.
Krono Basınç, Uzun Çalışma Saatleri ve Riskler
Kuryeler çoğu zaman çok uzun saatler boyunca çalışmak zorunda kalıyorlar. Araştırmalar, teslimat çalışanlarının %48’e yakınının günde 12 saat civarı çalıştığını, %84’ünün kötü hava koşullarında bile çalışmaya devam ettiğini gösteriyor. Molalar bile çoğu kez yeterince dinlenme imkânı sunmuyor.
Sağlık ve emniyet riskleri sadece trafik kazalarıyla sınırlı değil: bel, boyun, sırt ve eklem ağrıları gibi kas‑iskelet sorunları, solunum ve kardiyovasküler problemler gibi uzun dönemde ortaya çıkabilecek sorunlar da yaygın şikâyetler arasında yer alıyor.
Hayat ve Ölüm Arasında: Artan Kaza ve Ölümler
Son yıllarda Türkiye’de motosiklet kuryelerinin çalışırken hayatını kaybetmesi ciddi bir toplumsal soruna dönüştü. 2024 verilerine göre 63 kurye, 2025’te ise en az 44 kurye görevi başındayken yaşamını yitirdi — bu rakamların gerçekte daha yüksek olabileceği belirtiliyor. Birçok ölümlü olayda kuryelerin çoğunluğu 18–28 yaş aralığında gençlerdi ve kayıtlara geçen ölümler arasında çocuklar da bulunuyor.
Bu veriler, kuryeliğin sadece ekonomik bir tercih değil hayat ve ölüm arasındaki riskli bir iş olduğunu ortaya koyuyor.
Kuryelerin Talepleri ve Mücadeleleri
Türkiye’nin farklı şehirlerinde kuryeler hem ücret hem de güvenlik konularında eylemler ve protestolar düzenliyorlar. Ocak 2026’da birçok motor kurye ücret artışı, teslimat başına adil ödeme ve güvenli çalışma koşulları talebiyle üç günlük iş bırakma kararı aldı. Talepler arasında düşük ücretlerin düzeltilmesi, uzun çalışma saatlerinin azaltılması ve iş güvenliği önlemlerinin artırılması yer aldı.
Sendikalar ve kurye dernekleri de kuryelerin toplu sözleşme ve sendikal haklarının tanınması için hukuki süreçler başlattı; bu, kuryelerin statülerinin netleştirilmesi ve sosyal güvence kapsamına alınması gibi hedefleri içeriyor.
Ekonomik Baskı ve Sosyal Sorunlar
Kurye işi çoğu kez yüksek gelir beklentisiyle sunulsa da, gerçek maaşlar çoğu zaman minimum ücretin altında veya ona yakın kalabiliyor. Çalışanlar, teslimat sayısına göre ödeme yapıldığı için gelir belirsizliği, borç birikimi ve sosyal güvenlik maliyetlerini karşılayamama gibi ekonomik zorluklarla karşılaşıyor.
Bu durum, birçok kişinin kuryeliği tek geçim kaynağı olarak seçmesine yol açarken aynı zamanda psikolojik stres ve iş tatminsizliği gibi ek zorluklara yol açıyor.
Mesleğin Geleceği: Fırsat mı Yoksa Tuzak mı?
Günümüzün dijital ekonomisi, kuryecilik gibi “esnek işler” üzerinden yeni istihdam modelleri yaratıyor ama bunlar sıklıkla güvencesiz ve kuralsız çalışma biçimlerine dönüşüyor. Kurye işi platformları çalışanlarını serbest yüklenici olarak tanımlayarak birçok işçi hakkını ortadan kaldırıyor; bu durum hem bireysel hem de toplumsal düzeyde hukuk ve etik tartışmalarını gündeme getiriyor.
Uzmanlar, bu modelin sürdürülebilirliği ve işçi hakları açısından daha eşitlikçi, denetlenebilir ve güvenli çalışma koşulları oluşturacak düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurguluyor; aksi hâlde bu işin “çalışma hayatı tuzağı”na dönüşme riski yüksek.
Sonuç: Kuryecilik — Görünmeyen Emek, Gerçek Riskler
Türkiye’de kuryecilik sektörü, dijital çağın vazgeçilmez parçalarından biri olsa da bu alanda çalışanlar yüksek riskli, güvencesiz ve çoğu zaman düşük ücretli koşullarla mücadele ediyor. Trafik riskleri, uzun saatler, ekonomik belirsizlik ve sosyal güvence eksikliği kuryelerin günlük yaşamını etkiliyor ve bu durum toplumsal farkındalık gerektiren ciddi bir olgu olarak ortada duruyor.